ONLINE DERSLİK
  MENÜ
E-Posta :
Şifre :
» ONLİNE DERS SATIN AL
» ÜCRETLİ ÜYELİK
» ÜCRETSİZ ÜYELİK
» ŞİFRE Mİ UNUTTUM
 ONLINE ETÜT MERKEZİ
Bu bölümde karşılaştığınız ilginç ve/veya zorlu sorularınızı bizlere iletebilirsiniz. Her sorunun cevabı ve açıklaması ertesi gün bu sayfalarda yayınlanacaktır.
DİKKAT ! Lütfen her bir soru için yeniden form doldurunuz
Lütfen aşağıdaki formu kullanarak sorunuzu sisteme kayıt ediniz.
Ad Soyad :
Email :
Şehir :
Sorunuz :
 
GÖNDERİLEN SORULAR VE CEVAPLARI
Yazan :
süleyman kesikbaş / 21.04.2006 17:47:08  
Soru :
Öncelikle İnternet üzerinden vermiş olduğunuz bu önemli hizmet için sonsuz
teşekkürler.
Sorum belki biraz basit olacak ama!
Vergi yükümlülerinin vergi uygulama-
sı açısından, hangi vergi dairesine bağ-
lı olduğu vergi yasalarında açıkça yazılı
değilse bağlı olunulan vergi dairesi aşa
ğıdakilerden hangisince belirlenir.
a)ikamet edilen ilin deterdarlığı tara-
fından
b)Maliye bakanlığı tarafından
kendi cevabım ise bağlı bulunulan defterdarlık ama, bu konuda itilaf olurmu?
Saygılarımla,
Cevap :

Vergi Dairesi

Madde 4 - Vergi dairesi mükellefi tespit eden, vergi tarh eden, tahakkuk ettiren ve tahsil eden dairedir.

(3689 sayılı Kanunun 1'inci maddesiyle değişen fıkra) Mükelleflerin, vergi uygulaması bakımından hangi vergi dairesine bağlı oldukları vergi kanunları ile belirlenir. Ancak, Maliye ve Gümrük Bakanlığı, gerekli gördüğü hallerde, mükelleflerin işyeri ve ikametgâh adresleri ile il ve ilçelerin idarî sınırlarına bağlı kalmaksızın vergi daireleri ve bölge bilgi işlem merkezleri kurmaya, vergi dairelerine bağlı şubeler açmaya ve vergi dairelerinin yetki alanı ile vergi türleri, meslek ve iş grupları itibariyle mükelleflerin bağlı olacakları vergi dairesini belirlemeye yetkilidir

Bu Durumda Sorunuzun Cevabı Maliye Bakanlığı Tarafından Olacak

 

Yazan :
aliosman bitkin / 12.04.2006 11:12:39  
Soru :
bir işletme kredili olarak 10.000 ytl araç satın alıyor fakat taşıtın maliyeti işletmeye faiziyle 12.000 ytl olmaktadır. ilgili muhasebe kayıtları ne şekilde olacak saygılar teşekkür ediyorum.
Cevap :

Satın alınan araç fatura bedeli ile 254 Taşıtlar Hesabının borcuna binek otomobil değilse Kdv  si 191 indirilecek KDV si hesabının borcuna ve alımla ilgili katlanılan yasal tüm masrafları ister 7 ile başlayan uygun fonksiyon hesabına isterseniz 254 Taşıtlar hesabına yazabilirsiniz. ayrıca aracı kredi ile aldığınız için kredi faizlerini aldığınız yılın sonuna kadar yani 2006 yılının sonuna kadar 254 Taşıtlar hesabının borcuna yazacaksınız. kredi borcunuzu da kredinin vadesine göre 300 veya 400 banka kredi hesaplarına yazacaksınız. ertesi yıl bankaya ödediğiniz faizlerde ise ihtiyarilik var ister aracın maliyetine yazarsınız. isterseniz. 780 finansman giderleri hesabına yazabilirsiniz. ancak bu yıl için tahakkuk eden tüm faizleri aracın maliyeti olan 254  hesabına yazmalısınız.

 

Yazan :
AYHAN ÇALHAN / 7.04.2006 16:32:54  
Soru :
Yıllık net satışları 2005 itibariyle 6.588.000 YTL limiti geçen mükellefler defterlerini YMM tasdik ettirmek ve beyannamelerini YMM İmzasıyla vermek zorundalarmı. Sadece SMM imzası bütün bu işler için yeterli oluyormu.
Cevap :

evet 2005 Yılı Aktif Toplamı 3.294.000.000 YTL ve Net Satışları Toplamı 6.588.000.000 YTL’yi aşanlar  beyannamelerini YMM lere imzalatmak zorundalar

KAYNAK

4 SIRA NO'LU VERGİ BEYANNAMELERİNİN SERBEST MUHASEBECİ VE SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLERCE İMZALANMASI HAKKINDA GENEL TEBLİĞ
Resmi Gazete No23034
Resmi Gazete Tarihi29/06/1997

Bilindiği üzere; işletmelerde faaliyetlerin ve işlemlerin sağlıklı ve güvenilir bir şekilde işleyişini sağlamayı, faaliyet sonuçlarını ilgili mevzuat çerçevesinde denetlemeye ve değerlendirmeye tabi tutarak, gerçek durumu ilgililerin ve resmi makamların kullanımına tarafsız bir şekilde sunmayı hedefleyen 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu l3/06/1989 tarih ve 20194 sayılı Resmi Gazete'de, yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanunun 2 nci maddesinde serbest muhasebeci ve serbest muhasebeci mali müşavirlerin yetkilerinin düzenlenmiş olmasına rağmen, mali sorumlulukları Kanunda yer almamıştır.

Kanunun 2/A-a bendinde muhasebecilik ve mali müşavirlik mesleğinin konusu, diğer işlemlerin yanında "gerçek ve tüzel kişilere ait teşebbüs ve işletmelerin; genel kabul görmüş muhasebe prensipleri ve ilgili mevzuat hükümleri gereğince, defterlerini tutmak, bilanço, kâr-zarar tablosu ve beyannameleri ile diğer belgelerini düzenlemek ve benzeri işleri yapmak" olarak ifade edilmiştir.

Serbest muhasebeci ve serbest muhasebeci mali müşavirlerin, (Tebliğin bundan sonraki bölümlerinde meslek mensupları olarak anılacaktır.) bu işlemlerinden dolayı ortaya çıkacak mali sorumluluğu ise 06/07/1994 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4008 sayılı Kanunla Vergi Usul Kanununa eklenen mükerrer 227 nci madde ile hüküm altına alınmıştır. Buna göre, vergi beyannamelerinin 3568 sayılı Kanuna göre yetki, almış meslek mensupları tarafından da imzalanması mecburiyetini getirmeye Bakanlığımız yetkili kılınmıştır. Bu suretle, beyannameyi imzalayan meslek mensupları, imzaladıkları beyannamelerde yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından dolayı ortaya çıkan vergi ziyaına bağlı olarak salınacak vergi, ceza ve gecikme faizlerinden mükelleflerle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulacaklardır. Bir başka deyimle, 3568 sayılı Kanunla meslek mensuplarına verilen yetkilere ilişkin mali sorumluluk, Vergi Usul Kanununun mükerrer 227 nci maddesi ile düzenlenmiş bulunmaktadır.

Anılan madde ile vergi beyannamelerinin 3568 sayılı Kanuna göre yetki almış meslek mensupları tarafından da imzalanması mecburiyetini getirme, bu mecburiyeti beyanname çeşitleri, mükellef grupları ve faaliyet konuları itibariyle ayrı ayrı uygulatma ve söz konusu uygulamalara ilişkin usul ve esasları belirleme hususlarında Bakanlığımıza yetki verilmiştir. Bu yetkiye dayanılarak, vergi beyannamelerinin, 3568 sayılı Kanuna göre yetki almış meslek mensupları tarafından da imzalanması mecburiyetine ilişkin usul ve esaslar bu Tebliğle belirlenmiştir.

II - KAPSAM

A) İmzalatma Kapsamındaki Mükellefler

Kurumlar vergisi veya ticari, zirai ve mesleki kazancı nedeniyle gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükelleflerinden, 1997 yılı aktif toplamı 200 milyar ve net satışlar toplamı 400 milyar lirayı aşmayanlar, 1998 yılına ilişkin yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerini 3568 sayılı Kanuna göre yetki almış meslek mensuplarına imzalatmak zorundadırlar. Bu zorunluluk, takip eden yıllarda Bakanlığımızca belirlenecek yeni hadleri aşmayan mükellefler için geçerli olacaktır. Sözkonusu hadlerin Bakanlığımızca belirlenmemesi halinde, bu hadler, her yıl Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca, tespit edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacaktır. Yukarıdaki hadlerin tespitinde adi ortaklık ve kollektif şirket ortakları için bu işletmelere ait aktif ve net satışlar toplamları gözönünde bulundurulacaktır. Bir önceki yıl aktif veya net satışlar toplamı yukarıda belirtilen hadleri aşan mükellefler ise, beyannamelerini 18 sıra numaralı "Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Genel Tebliği" hükümlerine göre yeminli mali müşavirlere tasdik ettireceklerdir. Bu hadlerden birisinin aşılması, beyannamelerin yeminli mali müşavirlerce tasdik edilmesi için yeterli olacaktır. Bu Tebliğ kapsamına giren mükellefler diledikleri takdirde, yıllık gelir veya kurumlar' vergisi beyannameleri ile eklerini ilgili Tebliğ hükümleri çerçevesinde yeminli mali müşavirlere tasdik ettirebileceklerdir. Bu durumda sadece anılan Tebliğ hükümleri geçerli olacaktır.

VE BU HADLER HER YIL YENİDEN DEĞERLEME ORANINDA ARTIRILMAKTADIR.

 

Yazan :
Mert Güneş / 6.04.2006 21:31:55  
Soru :
Dönemsellik ile ihtiyatlılık ilkesini birbirine karıştırıyorum. yardımcı olurmsunuz
Cevap :

İhtiyatlılık Kavramı

Bu kavram, muhasebe olaylarında temkinli davranılması ve işletmenin karşılaşabileceği risklerin göz önüne alınması gereğini ifade eder. Bu kavramın sonucu olarak, işletmeler, muhtemel giderleri ve zararları için karşılık ayırırlar, muhtemel gelir ve kârlar için ise gerçekleşme dönemlerine kadar herhangi bir muhasebe işlemi yapmazlar. Ancak bu kavram gizli yedekler veya gereğinden fazla karşılıklar ayrılmasına gerekçe oluşturamaz.

gerçekleşmesi muhtemel bir gider için karşılık ayrıldıysa ihtiyatlılık gereğidir.

Dönemsellik Kavramı : 

Dönemsellik kavramı; işletmenin sürekliliği kavramı uyarınca sınırsız kabul edilen ömrünün, belli dönemlere bölünmesi ve her dönemin faaliyet sonuçlarının diğer dönemlerden bağımsız olarak saptanmasıdır. Gelir ve giderlerin tahakkuk esasına göre muhasebeleştirilmesi, hasılat, gelir ve kârların aynı döneme ait maliyet, gider ve zararlarla karşılaştırılması bu kavramın gereğidir.

Bu kavramın, işletmeler açısından geçerliliğinin bulunmadığı veya ortadan kalktığı durumlarda ise, bu husus mali tabloların dipnotlarında açıklanır.

Dönemsellik kavramının muhasebeye iki önemli getirisi vardır. Bunlar:

1) Tahakkuk ve

2) Ertelemedir.

Tahakkuk Kavramı: Bu kavram gereğince gelirler ve giderler nakit esasına göre değil tahakkuk esasına göre muhasebeleştirilir. Tahakkukun kelime anlamı gerçekleşme veya doğma demektir.

Geliri cari dönem gelir yazmak için nakden tahsil edilmesini beklemek gerekmez, gerçekleştiğini gösteren belirtiler var ise ve tutarı net olarak ölçülebiliyor ise , cari dönemin geliri yazılır.

Aynı şekilde giderin cari dönem gider yazılması için nakden ödenmiş olmasını beklemek gerekmez. Gerçekleştiğini gösteren belirtiler varsa ve tutarı net olarak ölçülebiliyorsa cari dönemin gideri olarak muhasebeleştirilir.

Bilançoda bu amaçla kullanılan temel iki hesap;

181 GELİR TAHAKKUKLARI ve

281 GELİR TAHAKKUKLARI

381 GİDER TAHAKKUKLARI

481 GİDER TAHAKKUKLARI hesaplarıdır.

ERTELEME KAVRAMI: Diğer taraftan bir gelirin peşin olarak tahsil edilmiş olması onun tamamının cari dönemin geliri yazılmasını gerektirmez.Cari döneme ait kısmı cari dönem gelir tablosuna gelir yazılırken ertesi dönemleri ilgilendiren kısmı bilançonun pasifinde ertelenir. Ertelenen kısım faydası doğduğu dönemin gelir tablosuna gelir olarak aktarılır.

Bir giderin de peşin olarak ödenmesi onun tamamının cari dönemin gideri olarak gelir tablosuna aktarılmasını gerektirmez. Cari döneme ait kısmı cari dönem gelir tablosuna gelir yazılır. Ertesi dönemleri ilgilendiren ve faydası ertesi dönemlerde doğacak olan kısım bilançonun aktifinde ertelenir. Ertelenen kısmın faydası tükendiği dönemin gideri olarak o dönemin gelir tablosuna gider olarak aktarılır.

Bilançoda bu amaçla kullanılan hesaplar

180 GELECEK AYLARA AİT GİDERLER

280 GELECEK YILLARA AİT GİDERLER

380 GELECEK AYLARA AİT GELİRLER

480 GELECEK YILLARA AİT GELİRLER hesaplarıdır.

 
Sayfalar : [ 1 ] [ 2 ] [ 3 ] [ 4 ] [ 5 ] [ 6 ] [ 7 ] [ 8 ] [ 9 ] [ 10 ] [ 11 ] [ 12 ] [ 13 ] [ 14 ] [ 15 ] [ 16 ] [ 17 ] [ 18 ] [ 19 ] [ 20 ] [ 21 ] [ 22 ] [ 23 ] [ 24 ] [ 25 ] [ 26 ] [ 27 ] [ 28 ] [ 29 ] [ 30 ] [ 31 ] [ 32 ] [ 33 ] [ 34 ] [ 35 ] [ 36 ] [ 37 ] [ 38 ] [ 39 ] [ 40 ] [ 41 ] [ 42 ] [ 43 ] [ 44 ] [ 45 ] [ 46 ] [ 47 ] [ 48 ] [ 49 ] [ 50 ] [ 51 ] [ 52 ] [ 53 ] [ 54 ] [ 55 ] [ 56 ] [ 57 ] [ 58 ] [ 59 ] [ 60 ] [ 61 ] [ 62 ] [ 63 ] [ 64 ] [ 65 ] [ 66 ] [ 67 ] [ 68 ] [ 69 ] [ 70 ] [ 71 ] [ 72 ] [ 73 ] [ 74 ] [ 75 ] [ 76 ] [ 77 ] [ 78 ] [ 79 ] [ 80 ] [ 81 ] [ 82 ] [ 83 ] [ 84 ] [ 85 ] [ 86 ] [ 87 ] [ 88 ] [ 89 ] [ 90 ] [ 91 ] [ 92 ] [ 93 ] [ 94 ] [ 95 ] [ 96 ] [ 97 ] [ 98 ] [ 99 ]